İyot Nedir? İyot Hangi Besinlerde Bulunur?

İyot, bazı besin kaynaklarında doğal olarak bulunan ancak vücudun kendi kendine üretemediği bir elementtir.

İyot, bazı besin kaynaklarında doğal olarak bulunan ancak vücudun kendi kendine üretemediği bir elementtir. İyot minerali, enerji metabolizması başta olmak üzere vücutta pek çok önemli göreve sahiptir. Tiroid hormonları arasında yer alan tiroksin ve triyodotironinin önemli bir bileşenidir. Tiroid hormonları protein sentezi gibi vücutta gerçekleşen birçok biyokimyasal reaksiyonu düzenler. Bunun yanı sıra anne karnındaki fetüsün ve bebeklerin iskelet ve merkezi sinir sisteminin gelişiminde de önemli rol oynar. Besinlerde bulunan iyotun kaynağı topraktır. Dünya üzerinde birçok toprak türü vardır ve bu topraklarda değişen miktarlarda iyot bulunur. Topraklarda bulunan iyotun miktarı besinlerin iyot içeriğini etkiler. Dünyanın bazı bölgelerinde bulunan topraklar iyot bakımından fakir olduğu için bu bölgelerde yaşayan insanlarda iyot eksikliği görülme ihtimali yüksektir. Bu bölgelerde yaşamak veya besinlerle yeterli miktarda iyot almamak durumunda iyot eksikliği ortaya çıkar ve bu da birçok hastalığın oluşumuna zemin hazırlar.

İyot hangi besinlerde bulunur?

Dünyadaki esas iyot kaynağı denizlerdir ve en çok iyot içeren madde deniz yosunudur. Deniz yosunu dünyanın farklı yerlerinde değişik şekillerde tüketilse de ülkemizde yaygın bir tüketim alanı yoktur. Ülkemizde esas iyot kaynağı, iyotla zenginleştirilmiş sofra tuzlarıdır. Özellikle Karadeniz Bölgesi, ülkemizde iyot bakımından fakir toprakların bulunduğu bir bölgemizdir. Bu bölgelerde yetişen sebze ve meyvelerin iyot içerikleri düşük olduğundan besinlerle iyot gereksiniminin karşılanabilmesi oldukça zordur. Bu nedenle iyot bakımından fakir topraklara sahip olan ülkemizde iyotlu sofra tuzlarının kullanımı büyük bir öneme sahiptir. Günlük yaşamda kullandığımız iyotlu tuzlarda yoğun miktarda iyot bulunur ve günlük gereksinimin karşılanması için yeterlidir. Fakat son dönemde popülerleşen çeşitli niteliklerdeki kaya tuzlarının kullanımı, iyot yetersizliği açısından risk taşımaktadır. İyot eksikliği birçok hormonal hastalığa yol açabilir. Bu nedenle yeterli miktarda tüketimine özen gösterilmelidir.

İyot gereksinimi ne kadardır?

Vücudun günlük fonksiyonlarını sorunsuz bir şekilde yerine getirebilmesi için iyot gereksiniminin tam olarak karşılanması elzemdir. İyot gereksiniminin ne kadar olduğu, yaşa göre değişkenlik gösterir. 0-5 yaş arası çocuklarda 90 mcg/gün, 6-12 yaş arası çocuklarda 120 mcg/gün, gençlerde ve yetişkinlerde 150 mcg/gün, hamilelik ve emzirme döneminde ise 200-300 mcg/gün iyot gereksinimi söz konusudur. Hamilelik dönemindeki rakama bakıldığında diğer bireylere oranla yaklaşık iki katına ulaşmış bir iyot gereksiniminin bulunduğu görülebilir. Bu, besinlerle karşılanması oldukça zor olan bir miktara denk geldiğinden gebelik dönemindeki kadınlarda hekim önerisiyle genellikle iyot takviyelerinden yararlanılır. Bunlar iyot hapı veya iyot damlası şeklinde adlandırılan takviyelerden herhangi biri olabilir. Bu sayede anne karnındaki bebeğin gelişimi için gereken iyot minerali ihtiyacı tam olarak karşılanabilir.

İyot eksikliği nedir?

İyot, insanların büyüme ve gelişmesinde oldukça önemli bir yere sahiptir. İyot eksikliği sonucunda birçok zihinsel gerilik ortaya çıkabilir ve dünyada önlenebilir zihinsel geriliklerin başlıca nedeni iyot eksikliğidir. Tiroid hormonlarının üretilememesinden dolayı bu tür zihinsel gerilikler ve çeşitli hastalıklar ortaya çıkar. Hamilelik ve bebeklik döneminde iyot eksikliği kalıcı hastalıklara da yol açabilir. Bir bireyde günlük iyot alımının 10 mcg’nin altına düştüğü durumlarda guatrın da eşlik ettiği hipotiroidizm ortaya çıkar. Guatr hastalığı iyot eksikliğinin en erken klinik belirtisidir. Bu derecede iyot eksikliği hamilelerde fetüsün yeterince gelişememesine yol açabileceği gibi düşüklere ve ölü doğumlara da yol açar. Çocukluk dönemindeki iyot eksikliğinde ise zeka gerilikleri görülme olasılığı yüksektir. Daha az miktarda iyot eksikliği sonucunda ise hiperaktivite, dikkat bozukluğu ve odaklanamama gibi hastalıklar ortaya çıkabilir. Yetişkinlerde iyot eksikliği başlangıçta guatr olmak üzere birçok komplikasyona yol açar, ek olarak bilişsel fonksiyonların yerine getirilebilmesini güçleştirir. İyot eksikliğinin kronikleştiği durumlarda da tiroid kanseri görülme oranı yüksektir.

İyot eksikliği belirtileri nelerdir?

İyot eksikliği, ülkemizde ve dünyada sıklıkla görülen mineral eksikliklerinden bir tanesidir. Belirtiler, sorunun söz konusu olduğu tüm bireylerde benzer şekilde seyreder ve bunların büyük bir kısmı tiroid hormonu üretimindeki bozukluklara bağlı olarak gelişir. İyot eksikliğinin görüldüğü hastalarda yaygın olarak gelişen semptomlar şunlardır:

  • Boyunda şişlik (guatr oluşumu)
  • Cilt kuruluğu
  • Üşüme ve titreme
  • Sürekli yorgunluk
  • Kabızlık
  • Kolesterol yüksekliği (hiperlipidemi)
  • Kilo alma
  • Bilinç bulanıklığı ve unutkanlık (demans)
  • Kalp ritminin yavaşlaması, bayılma ve baş dönmesi
  • Depresyon
  • Yüksek kolesterol
  • Kas gücünde azalma
  • Depresyon
  • Saç dökülmesi
  • Kas ve kemik hastalıkları

Yukarıdaki belirtilerin görüldüğü hastalarda mutlaka iyot düzeyleri araştırılmalıdır. Bu araştırmanın en basit yöntemleri kanda iyot seviyesinin ölçülmesi ve idrarda spot iyot miktarının araştırılmasıdır. Her iki test de oldukça basit olmakla birlikte genellikle aynı gün içerisinde sonuçları alınarak değerlendirilebilir. Bu değerlendirmeler sonucunda iyot eksikliği saptanan hastalarda derhal iyot takviyelerine başlanmalıdır.

İyot takviyesi hangi yollarla yapılabilir?

Hamilelik döneminde artan iyot ihtiyacının karşılanması için genellikle hekim tarafından iyot içeren mineral takviyeleri reçetelendirilir. Bu takviyeler yalnızca iyot içerebileceği gibi iyotla birlikte B grubu vitaminleri, folik asit gibi farklı mikro nutriyentleri de içerebilir. Planlı gebeliklerde en az 3 ay önceden bazı vitamin ve mineral takviyelerine başlanması istenebilir. Bu durumda önerilen takviyelerin içerisinde genellikle iyot da yer alır. Gebeliğin haricinde beslenme düzenindeki eksikliklere, iyotsuz tuz tüketimine ve iyot içeriği düşük olan bölgelerde yaşamaya bağlı olarak gelişen iyot eksikliklerinde takviyeler genel olarak ağızdan alınan haplar veya iyot damlaları şeklinde uygulanır. İyot eksikliği teşhis edilen bireyler ayrıca guatrojen besinler olarak da adlandırılan bir grup besini tüketmekten kaçınmalıdır. Bunların arasında brokoli, karnabahar, brüksel lahanası, turp, şalgam, lahana, kara lahana, ıspanak, tatlı patates, soya sütü ve soya fasulyesi gibi besinler yer alır. Bu besinler guatr yapıcı besinler olarak da adlandırılır ve tiroid bezinde iyotun tutulumunu güçleştirir. Bu nedenle bu grupta yer alan besinleri yüksek miktarlarda ve sık olarak tüketen bireylerin iyot eksikliğine ve dolayısıyla hipotiroidi, guatr gibi tiroid hastalıklarına yakalanma olasılığı yükselir. Özellikle zihinsel gelişimin söz konusu olduğu bebeklik ve çocukluk dönemlerinde iyot eksikliği, geri döndürülemez zeka geriliklerine neden olabilir. Bunun önüne geçebilmek adına çocukluk döneminde iyotlu tuz tüketimine ayrıca özen gösterilmeli, iyottan zengin besinlerin sık olarak tüketimine dikkat edilmeli, aralıklı olarak vitamin ve mineral testleri yaptırılmalıdır.

Vücudun normal işleyişine devam etmesi, metabolizmanın düzenlenmesi ve hormonal dengenin korunması gibi pek çok durum için yeterli ve dengeli beslenme ile makro ve mikro besin ögesi gereksinimlerinin karşılanması gerekir. Bazı durumlarda gebelik, kronik hastalıklar gibi fizyolojik durumlara veya yaşanılan coğrafi bölgeye bağlı olarak dengeli beslenmeye rağmen vitamin ve mineral eksiklikleri görülebilmektedir. Bunlar arasında en yaygını olan iyot eksikliğinden korunabilmek adına iyotlu sofra tuzları kullanılmalı, iyot içeriği yüksek olan yeşil sebzeler, balık ve deniz ürünleri gibi besinlere diyette yeteri kadar yer verilmelidir. Eğer siz de iyot eksikliğinizin olduğunu düşünüyorsanız veya buna ilişkin semptomlar taşıyorsanız derhal bir sağlık sorununa başvurarak iyot testi yaptırabilirsiniz. Yapılacak olan testler sonucunda iyot eksikliğinin tespit edilmesi halinde bu durumun vücudunuzda kalıcı hasarlara neden olmasını önlemek adına tedavi sürecinize bir an önce başlayabilir, sağlığınızı koruyabilirsiniz.