Yaşam

Tembel Misin?28 Mart Dünya Tembellik Günün Kutlu Olsun!!

Dünya tembellik gününde tembellikten kurtuluyoruz.

Tembellik (ya da üşengeçlik), faaliyet yeteneğine sahip olunmasına rağmen efor sarf etmede isteksizlik. Genellikle küçük düşürücü bir terim olarak kullanılır; tembel olarak görülen bir kişi için “miskin”, “Tembel teneke”, “Ağustos böceği” gibi söylemler de kullanılır.

Tembellikten Nasıl Kurtulunur?

1.  Sorunu Tespit Edin:

Durum değerlendirmesi yapın. Kendinizi tembel hissettiğinizde sorunun gerçekte ne olduğunu düşünün. Yorgun musunuz? Öyleyse dinlenin. Ancak sebep korktuğunuz veya kaçındığınız durumlarsa, gerçeklerle yüzleşmek en iyisi. Örneğin, sınava çalışmak yerine tembellik yaptığınızı düşünelim. Tembellik gibi görünen tutumun altında sınavdan iyi bir not alamayacağınızdan korkmak gibi bir neden olabilir. Asıl sorunu tespit ettiğinizde baş etmek de kolaylaşır.

2. Harekete Geçin :

Canınız kitap okumak istemese bile, OKUYUN. Canınız bir şeyler yazmak istemese bile YAZIN. Egzersiz yapmak istemeseniz de kalkın ve EGZERSİZ YAPIN. Kısacası, hareket etmek, aksiyon en iyi motivasyondur. Bir görevi yerine getirememekten bizi alıkoyan tek şey onu yapmamamızdır, bu yüzden hemen şimdi yap onu!

3. Nedenleri Yok Edin :

Dikkatinizi dağıtan nedenleri ortadan kaldırın. Ders çalışmanız gerekirken bilgisayar oyunları oynamak, televizyon izlemek veya sosyal medyada zaman geçirmek dikkati dağıtan nedenler arasında. Ödev yapmanız gerektiğinde dikkatinizi ne dağıtıyorsa ondan uzaklaşın. Uzaklaşmakta güçlük çekiyorsanız bu konuda ailenizden destek isteyin.

4. Adım Adım İlerleyin :

 Bütün bir yemeği tek bir hamlede yemeniz gerekse ne çok zorlanır ve ne tuhaf hallere girersiniz, değil mi? Neyse ki, yemeğinizden bir lokma alırsınız, bunun tadını çıkarırsınız ve yavaşça diğer lokmalara geçerek yemeğinizi bitirirsiniz. Aynı şekilde, eğer her şeyi bir anda yapmak isterseniz, motivasyonunuzu kaybedersiniz. Önce hangisini yapacağınızı, nereden başlayacağınızı şaşırırsınız ve sonuç itibariyle hiçbir işi tamamlayamamış olursunuz. Bu nedenle, büyük işlerinizi küçük parçalara bölün ve elde etmiş olduğunuz işin sadece o bölünmüş kısmına konsantre olun. Bu sayede çok zor ve asla üstesinden gelemeyeceğinizi düşündüğünüz bir işi, çok daha keyifle ve zevkle tamamlamış olacaksınız.

5. Zaman Sınırı Koyun :

Gerçekçi ve net bir zaman sınırı koyun. Zamanımızı planlamadığımızda işler uzar gider. İş ve zaman planı yapmak dikkatinizi hedefe vermenize yardımcı olabilir. Bunun için zaman çizelgelerinden faydalanabilirsiniz. Ödevlerinizi ve diğer sorumluluklarınızı zaman çizelgesine yazın. Düzenli olarak yaptıklarınızı işaretleyerek ne kadar çok yol aldığınızı görebilirsiniz.

6. Kendi Kendinizi Motive Edin :

Yaptığınız iş her ne ise, onunla niçin meşgul olduğunuzun farkında mısınız? Zaman içerisinde kişi yaptığı veya o an için meşgul olduğu işin sebebini, maksadını, o işi yaparak ulaşmak istediği hedefleri unutabilir. ‘Ben bu işi neden yapıyorum ki?’ diye düşünebilir. Bu nedenle yaptığınız işin kişisel tatmininiz, hayatınız ve aileniz için ne kadar önemli olduğunu kendinize sık sık hatırlatın. Eğer neyi, ne için yaptığınız sorusuna aldığınız yanıt sizi tatmin etmiyorsa, o işle alakalı hedeflerinizi tekrar gözden geçirin!

7. Hareket Edin :

Sevdiğimiz bir sporu yapmak, temiz hava almak veya sadece dışarı çıkıp yürümek bile bize enerji verir. Kendinizi tembel hissettiğinizde daha fazla miskinleşmeye izin vermeden harekete geçin.

8. Yardım İsteyin :

Tembellik için bahane üretmenize izin vermeyecek birinin desteğini alın. Örneğin, anne veya babanızdan size yardım etmesini isteyebilirsiniz. Ödev yapma aşamalarınızı takip edebilir, zamanınızı yapılandırmanıza yardım edebilir veya ihtiyacınız olduğunda sizi cesaretlendirebilirler. Yardım istemekten çekinmeyin.

9. Kendinize İnanın :

Kendinize “Ödevimi/işimi bitirmek için şu anda küçük bir adım atacak olsam ne yapabilirim?” diye sorun. Cevabınıza göre küçük de olsa bir adım atın. Yapabildiğinizi gördükçe adımların arkası gelir. Kendinize inanın ve başarmanıza izin verin.

Csikszentmihalyi der ki: “Şimdiye kadar tanıştığım en mutlu insanlardan biri Chicago’da oturan 64 yaşında bir adamdı. 4 tane üniversite diploması olmasına karşın kaynakçılık yapıyordu. Adam işiyle son derece gurur duyuyor, usta veya kalfa olmayı, sevdiği işi yapmaktan alıkonacağı düşüncesiyle reddediyordu. Taştan yapmış olduğu bahçede süzgeç ve projektör yardımıyla gökkuşağı gibi rengarenk ışık oyunları oluşturuyor ve akşamlarını o görüntüleri izleyerek geçiriyordu.

Gençler de hayatın akışına kapılırlar. Birçok uğraş ve aktivitelerini “hem çalışmak hem eğlenmek” mantığını göz önünde bulundurarak yaptıkları sürece en mutlu insanlar, gençlerdir. Hayatın içindeki bu akış sonunda yoğun bir tatmin olmuşluk hissi verir. Bu yoğunluk insanı gerer ve bunaltır ama tatlı bir gerilimdir bu, çünkü hiçbir zaman üstesinden gelemeyeceğiniz ve kapasitenizi aşan sorumluluklar yüklenmez bize. “İnsanların kendilerini en mutlu hissettikleri an, en iyi şekilde yapabildikleri işle meşgul oldukları andır.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu